Duygu Ersen Resmi Web Sayfası

The Official Web Page

IGNORANCE IS BLISS

Ağustos27

“IGNORANCE  IS BLISS” (bilmemek en büyük mutluluktur)

Bilgi aslında sanıldığı gibi her zaman yararlı bir şey değildir.

Bebekler hep gülerler, çocuklar hep mutludurlar… Çünkü henüz yalan dolan, bencillik, entrika ve menfaat gibi kavramlarla tanışmamışlardır.

Bu yüzden çocukların yüzlerinde hep samimi bir gülümseme vardır.

Bu yüzden her çocuk resmi güzeldir…

Büyüyünce özenle poz verdiğimiz anlarda bile hiçbir zaman tam anlamıyla yakalayamayacağımız samimiyet, sadece çocuklara mahsustur.

En çok canımızı yakan şey ise; doğru bildiğimiz şeylerin doğru olmadığını görmektir… Bir taraftan güvenin kırılırken diğer taraftan yaranı sarmak için; her tecrübenin seni daha donanımlı, bir sonraki adımda seni daha zırhlı kıldığını düşünüp kendini teselli edersin.

Oysa sandığının aksine güveninde açılan bu yara edindiğin silahlara rağmen asla kapanmaz! Bundan sonra yaşayacağın bütün ilişkilerde aynı hayal kırıklığını, aynı üzüntüyü yaşayacağına eminsindir artık… Bünyenin hayal kırıklığına bağışıklık kazandığını düşünürsün. İlk hayal kırıklığından sonra başına gelen olumsuzluklar canını asla ilki gibi çok yakmaz. Çünkü ilkinden sonra gelen darbeler artçı depremler gibidir; beklenendir, şaşırtmaz.

İlk hayal kırıklığından sonra bir daha asla gafil avlanmazsın!!!

İşte hayal kırıklıklarının, aldatılmaların, ihanetin, yalanın insana en büyük zararı budur! Bir kez bu düşünceler kanını zehirlemeye başladığı zaman korkuların er ya da geç bir bir gerçekleşecektir. Bunu kaderin ya da kehanetin sanmaya başlayıp kabullenirsin zamanla; hayatının geri kalanını böyle yaşamaya mahkum edersin kendini:(

Oysa bu durum, senin inandığın ve pasifce kabul ettiğin gibi kaderin sana bir oyunu değildir. Her gün farklı mucizeler sunan hayatın sana ne kastı olabilir ki? Seni bu çıkmaza sokan, defalarca aynı olumsuzluğu yaşamanın nedeni senin düşüncelerini o yönde yönlendirmendir.

Olumsuzluğu kabullenmek, hayata karşı sürekli negatif olmak ölümcül bir virüstür adeta… Hızla bütün vücuduna yayılır, düşüncelerini esir alır, hayatını hastalıklı yapar…

Bu yüzden bildiklerimizi, yaşadıklarımızı unutup her güne yeni umutlarla başlamalıyız:):):)

posted under Genel | No Comments »

AMORTİ

Ağustos16

Ben 29 Şubat’ları herkesin hayatına verilmiş amortiler olarak görüyorum. 4 yılda bir; bize bir hediye gibi…

Geçirdiğimiz kötü günlerin yerine kullanabileceğimiz bir amorti cebimizde…

Din, dil, ırk, tür gözetmeksizin herkesin, her canlının en az bir, çoğunlukla da birden çok amortisi var hayatında; çok adaletli bir dağıtım:)

29 Şubat’ların bizlere hediye edilen birer amorti olduğunun farkında olsaydık acaba kimler nasıl kullanırlardı bu amortiyi? Başka bir deyişle; acaba hayatlarındaki hangi günle değiştirmek isterlerdi?

Nedense mucizelerin hep bizden uzak olduğunu düşünürüz.  Mucize hep başkalarının hayatlarını aydınlatır bizce…Bence 29 Şubat en somut mucizemiz; yaşamamış olmayı tercih ettiğimiz bir gün ile değiştirebiliriz:)  Böylece ruhumuz en büyük pişmanlığından arınır…

Bakalım 29.02.2016 bize hangi olayı unutturmak için gelecek???

 

posted under Genel | No Comments »

BAHAR

Ağustos12

Note: Bu yazı 08.04.2012 (Pazar)  tarihinde yazılmıştır.

Güneşli, ılık, cıvıl cıvıl enerji dolu çok güzel bir Pazar günü…

Bahar geldi; etraf yeşillendi, ağaçlar yeşerdi, çiçeklendi, meyvelendi…

Semt pazarlarındaki tezgahlar çeşitlendi, çoğaldı, rengarenk oldu:)

Tıpkı baharda yeşeren boy atan, filizlenen ağaçlar gibi, günlerde uzadı, aydınlandı…Parkların, bahçelerin cıvıl cıvıl sesleri yükseldi. Mucizevi bir şekilde doğa bir anda sundu kendini bizlere…

1 ay önce dibindeki çamura basıp kirlenmemek için yanına yaklaşmaya çekindiğimiz ağaçlar bugün en taze, en leziz meyvelerini sunuyor bize.

Bu sakin, huzur verici bahar günlerinden daha çok yararlanabilmemiz için günler birbirleri ile yarışıyorlar adeta. Her gün bir öncekinden daha uzun…

Bizlerde farkında olmadan doğanın bu değişimine ayak uydurduk aslında. Kışın iş çıkışı koşa koşa eve giden bizler; şimdi deniz kenarında gün batımını izlemeyi bahane ederek her gün dostlarımızla buluşup hava kararana kadar sohbet ediyoruz…

Kışın içimizi ısıtsın, bağışıklık sistemimizi güçlendirsin diye koca bardaklarda içtiğimiz bitki çaylarının yerini, günün yorgunluğunu atmak için içilen buz gibi bira aldı:)

Bahar geldi; nedensiz bir heyecan var hücrelerimizde, enerjimiz çok yüksek…Kışın gitmeye üşendiğimiz spor salonları dolup taşıyor şimdi.

Bahar geldi;  bayanların rejim mevsimi başladı:)

Bahar geldi; üzerimizdeki kat kat fazlalık elbiseleri attık. Artık kendimizi daha yakından görebiliyoruz  bu yüzden kendimizi daha çok sever olduk…Kendimize yakın olunca özgüvenimiz arttı.

İlkbahar en güzel mevsimdir çünkü;  yaşanılması en pratik, en kolay mevsimdir. Yaz gibi sıcak değildir, insanı bunaltmaz; kış gibi soğuk değil dondurmaz…

Baharda dışarı çıkmak için saatlerce program yapmana, hazırlanmana gerek yoktur. Aniden gelen bir telefonla bile bir t-shirt giyip dışarı çıkabilirsin.

En bonkör mevsimdir insanlara doya doya eğlenceli vakit geçirten…

Kışın hep ertelediğimiz, “havalar biraz ısınsın o zaman yaparız”  dediğimiz; taşınma, badana, seyahat, dekorasyon, eşya değiştirme gibi faaliyetlerin zamanıdır bahar…

Baharda doğan bebekler çok şanslıdır, kış bebekleri gibi havanın ısınmasını beklemeden doğdukları anda tanışır doğayla. Bu mevsimde doğan bebeklerin adı bile mevsimi simgeler. Nisan’lar,Ege’ler,Ada’lar,Doğa’lar,Deniz’ler,Defne’ler,Umut’lar,Yasemin’ler hep bu mevsimde doğarlar…

Özetle bahar; en sade halimizle, özgürce yaşadığımız, kendimizi en güzel hissettiğimiz, zamanımızı verimli ve enerji dolu harcadığımız en güzel anlarımızın mevsimdir:):):)

Hep gülümsediğimiz, olumlu düşündüğümüz, kalabalıklarda yaşadığımız bu bahar herkese mutluluk, huzur,sağlık,aşk getirsin…

Bu sıcak pazar gününde baharın gelişini hatırladık, herkese mutlu pazarlar:):):)

posted under Genel | No Comments »

TETRİS

Ağustos11

80 Doğumlu herkesin hayatının bir bölümünde tetris anıları vardır.

3 Pille çalışan ilk el oyuncağının ilk çıkan modeli tek oyunluydu. Bir süre sonra çıkan 2. modelinde ise 3 farklı oyun yer aldı.

Kısa sürede herkesin eğlence odağı oldu ellerden düşmedi tetris…

Rus bilgisayar mühendisi Alexey Pajitnov tarafından tasarlanan bu oyun Dmitri Paulovski ve Vadim Gerasimov’un yardımıyla 1985 yılında Moskova Bilimler Akademisi’nde gelişmiştir. 1985 yılında tasarlanan bu oyun günümüz puzzlelarına esin kaynağı olmuştur…

Tetris oyununda kural; üstten gelen asimetrik blokları kısa zamanda uygun şekilde, şekle uygun boşluklara yerleştirmektir. Blokları uygun yerlere yerleştirdiğin zaman puan kazanmak yerine varolan bloklar alttan azalır.

Tetristeki amaç “game over” olmadan oynadığın leveli sonlandırmaktır.

Ben hayatı aynı bir tetris oyununa benzetiyorum. Bizler doğduğumuz andan itibaren hayatımızı bir düzene sokmak için var gücümüzle çalışıyoruz tam “oh rahatladım, düzenimi kurdum” derken tıpkı tetris oyunundaki gibi bir anda garip bir şey geliyor başımıza.

Tam her şeyi yoluna sokup uzun vadeli programlar yaparken umulmadık anda başımıza gelen bu garip şeyi hayatımızın neresine koyacağımızı bilemiyoruz. Panik oluyoruz… Zamanla bize yaklaştıkça, ilk gördüğümüzde o anki panikle, şaşkınlıkla bunun üstesinde asla gelemem diye düşündüğümüz bu şekilsiz bloğu hayatımızın bir yerine yerleştiriyoruz farkında olmadan…

O sorunlu blok yerleştikten sonra arkasından diğer bloklar takip ediyor onu… İşte aynen böylece sürüp gidiyor hayat…

Şöyle bir düşündüğümüzde aslında hepimizin hayatlarının tetris oyunuyla birebir örtüştüğünü görüyoruz…

Her düzeni kurduğumuzu düşündüğümüz, huzuru yakaladığımızı sandığımız anda saçma sapan bir şey bomba gibi düşer hayatımızın tam ortasına… Bu felaketle asla yaşayamayacağımızı düşünürken şartları düzeltmeye çalışıp var olan yeni duruma alışır gideriz farkında olmadan… Buna mecburuzdur; çünkü hayatın kuralı bitirmek değil devam etmektir.

Tetriste “game over” olan oyun bir daha asla hatırlanmaz, biten oyuna kimse üzülmez. Biten oyunun ardından hemen yenisi başlar…

Hayat da aynen böyledir pes edip gidersen hatırlanmazsın. Yaşamak için, mutlu olmak için, huzurlu olmak için kendimize uygun ortamı yaratmamız şart:):):)

posted under Genel | 2 Comments »

Takvim

Ağustos 2012
P S Ç P C C P
    Eyl »
 12345
6789101112
13141516171819
20212223242526
2728293031  
My Great Web page
HTML hit counter - Quick-counter.net