Duygu Ersen Resmi Web Sayfası

The Official Web Page

Bayram&Mutluluk

Ekim24

Yarın sabah bayram…

Çocukluğumdaki bayram öncesi heyecanımı gülümseyerek hatırlıyorum şimdi:)

Bayram için alınan yeni kıyafetlerimi giymek için sabırsızlanırdım. Mis gibi şampuan kokmak için  banyo sırasında en sonuncu olmak isterdim… Çocuk aklı işte:)

Biz bayramları tatil olarak değil de ziyaretlerle geçiren bir aileyiz.

Ve iyi ki de öyleyiz; büyüklerimizin bayram heyecanı, telaşları, hazırlıkları en az bir çocuğun bayram heyecanı kadar coşkulu…

Büyüklerimizle zaman geçirmek geleceğe ayna tutmaktır adeta…

Kendi hayatlarımızı görürüz tecrübelerinde…

Yaşanmışlıkları örnek olur bize.

İnsanoğlu birbirinden ne kadar farklı olsa da, geçirilen evreler hep benzerdir.

Gençlerle beraber olan, torunlarıyla vakit geçiren büyüklerin yüzünde hep huzurlu bir gülümseme vardır. Bu gülümsemenin arkasında tecrübelerini yeni nesil ile paylaşmış olmanın, bayrağı onlara devretmenin verdiği mutluluk vardır aslında.

Bizlere öğüt verirken bizde yarattıkları etkinin farkındalardır…

Ben büyüklerimizi Yunan mitolojisinde kör kahin olan  “Tiresias” karakterine benzetiyorum. Yunan trajedyalarındaki bu kahin, kör olmasına rağmen sezgileriyle etrafında olup biten her şeyi görür.

Kuşlarin ötüşünden, dumanın tütüşünden, nehrin akışından olayları sezgileriyle yorumlar, kehanetlerde bulunurdu. Doğru kehanetlerde…

Aynen büyüklerimiz gibi değil mi? Yaşadığımız bir çok olaya tanıklık etmemiş, görüştüğümüz bir çok kişiyle tanışmamış olmalarına rağmen bizlere verdikleri öğütler hep doğrudur!!!

İşte bu yüzden; ilerleyen yaşlarında onların bize ihtiyacı olduğu gibi bizimde onların bilgeliklerine ihtiyacımız var!!!

Tüm büyüklerimize sağlıklı, uzun ömürler diliyorum…

Herkese mutlu bayramlar:):):)

Sevgilerimle…

posted under Genel | No Comments »

SONra

Ekim1

Bir kez birinin her şeyi olmaya gör; burada başlar tüm sıkıntı…

Artık sancılı günler seni bekliyordur:)

Birinin her şeyi olduğun anda yarınını unutursun, zaman kavramın, benliğin, bencilliğin kaybolur…

Kumandanı karşındakine verirsin farkında olmadan, artık sen değil; odur seni yöneten.Her hareketinden,mimiğinden, hücre sayından bile haberi vardır…Bakteri bile, onun izni olmadan vücuduna giremez:)Bu herşeyimcilik oyunu ilk günlerde eğlencelidir; öyle sanılır:) Hayatını kolaylaştırdığını düşünürsün o an..Oysa kendinin değil başkasının hayatını yaşamaya başlamışsındır. Başkasının düşüncesini, doğrusunu benimsiyorsun farkında olmadan…Çok zor bir şey yapıyorsun fakat karşılığında “her şeyim” mertebesiyle mükafatlandırılıyorsun. Bu kutsal mertebenin yıldızlarını omzunda gururla taşımak bütün yorgunluğunu, kırgınlığını, pasifliğini unutturuyor sana…Hayat artık farklı bir boyuta geçmiştir senin için; 4 gözün, 4 kulağın, 2ağzın, 2 burnun, 4 kolun, 4 bacağın vardır. Başka bir deyişle hayatını garantiye almışsındır! Maalesef her garanti belgesi bir gün hükmünü yitirir. Hayatınızın garantisi olarak gördüğünüz her şeyinizinde bir gün son kullanma tarihi gelir. Garanti kapsamından çıktıktan sonra bir süre daha garantisiz kullanmaya devam edersin, elindekine güveniyorsundur:)Fakat garanti kapsamından çıktıktan sonra arızaların ardı arkası kesilmez, artık onunla vedalaşmak kaçınılmaz olur…

Sancılı bir süreçtir; düşüncelerin ikiye bölünür… “Daha önce hayatında bu kişi yokken de yaşıyordun, dünyanın sonu değil, ilk ayrılanda sen değilsin”  İşte bu noktada işler düşündüğün gibi ilerlemiyor. Teoride doğru olan bu düşünce pratikte öyle kolay kıvam tutmuyor. Bir kez birinin “her şeyi olma” statüsüne sahip olan kişi kendini, yeni birinin “bir şeyi” olma statüsüne yakıştıramıyor…O anda karşılaştırmalar başlıyor kafada..eski- yeni, her şey- bir şey arasındaki bu gel-git bir anda yeniyi nakavt etmeyi başarıyor..Peki ya SONra ne oluyor sizce?

 

posted under Genel | No Comments »

Takvim

Ekim 2012
P S Ç P C C P
« Eyl   Kas »
1234567
891011121314
15161718192021
22232425262728
293031  
My Great Web page
HTML hit counter - Quick-counter.net