Duygu Ersen Resmi Web Sayfası

The Official Web Page

70ler,80ler- 2000ler

Mart27

Sosyal medyada zaman zaman 70lerde, 80lerde, 90larda çocuk olmak ile ilgili paylaşımlar yayınlanıyor. Benimde doğum yılım bu döneme denk geldiği için ve şu an 2000 doğumlu çocuklarla çalıştığım için aramızdaki farkı gözlemleyebiliyorum.

Bizler sokakta oynadık; akşam yemek vaktinde evlere çağrıldık. Bisiklete bindik, top oynadık, ip atladık, hayal kurduk. Bugünün çocuklarıyla kıyaslayınca bizim çok az oyuncağımız oldu ama oyun arkadaşlarımız çoktu bizim. Oyunu oyuncaklarla değil arkadaşlarla kuran jenerasyonduk biz.

Kitaplarımız vardi bizim… Şimdilerde tamamını okuduğumuz Türk ve Dünya edebiyatıyla tanışıklığımız o zamanlara dayanır:)Özal zamanındaki özelleştirmelere kadar tek bir kanalımız vardi…Trt. Her şeyimiz az olduğundan arkadaşlarımızla paylaşımlarımız fazlaydı. Arkadaşlığa değer vermeye, konuşup dertleşmeye o zamanlarda başladık.

Kitaplar sayesinde sorgulamayı, araştırmayı öğrendik!!! Tek kanal olduğundan saat 19:00da haberler başlayınca kanal değiştiremez haberleri izlerdik. Etrafımızda neler olup bittiğini o günlerde takip etmeye başladık.

Tam olarak anlamlandıramasakta 80lerde darbe olduğuna, Kenan Evren’in, Turgut Özal’ın, Micheal Jackson’in kim olduğuna dair bilgimiz vardı.

Pazar sabahları, magazin programları değil de “Adam Olacak Çocuk” yayınlanırdı. Çocuklar gelecek ile ilgili hayallerini anlatırken, hayatı, izleyenler ise çocuk dünyasını keşfederdi… Şimdi ki gibi manken dünyasını değil.

Peki şimdilerde çocuklar neler yapıyor?

Hepsi farklı yerlerde aynı şeyleri yapıyorlar. Bütün çocuklar piyano, satranç, yüzme, bale, tenis ikinci hatta üçüncü yabancı dil vb. kurslarına gidiyorlar. Eminim ki birçok çocuk bu saydıklarımın hepsini aynı anda yapıyor. Yanlış anlaşılmasın bu saydığım aktiviteler ve daha niceleri çocuklarımızın geleceği için çok faydalı fakat son yıllarda bu aktiviteler çocuklar için, adeta bir yaşam tarzı, trend halini aldı. Çocukların o kadar yoğun programları var ki arkadaşları ile oyun oynayacak, doğayı keşfedecek,açık havanın tadına varacak,doğada hayvanları tanıyacak, kitap okuyacak, sorgulayacak zamanları yok!!!

Çoğunlukla aileler çocuklarının bireysel ilgi ve yeteneklerini gözlemlemeden, kendi seçimleri doğrultusunda yönlendiriyor çocuklarını. Böylece çocuklarının bireysel ilgi ve yeteneklerini törpülemiş oluyorlar.

En kötüsü de; bu tempo içinde sakinliği özleyen çocuklar boş zaman bulunca kalabalığa karışmaktan kaçınıp yalnız olmayı tercih ediyorlar. Ne yazık ki günümüzde yalnız olduğunda; istediği her an kendine oyun kurabilecek sınırsız teknolojik oyuncağa sahipler…

Eminim her anne-baba çocuğu için en iyisini düşünüp yapmak istiyor; fakat onlara her şeyi sağlamaya çalışırken onların fark edemediğimiz bireysel bir ilgi ya da yeteneğini gözden kaçırıyor ve maalesef çocuklarımızı aynılaştırıyoruz.

Ben henüz anne değilim fakat bir eğitimci olarak gönül rahatlığıyla söylüyorum; çocuklarınızın hayatlarını kendilerinin şekillendirmesine izin verin.

Hayatımızda ne isteyip neyi istemediğimizi hesapsızca en dürüst ve yalın şekilde söyleyebildiğimiz tek dönem çocukluk dönemimizdir. Bu fırsatı kullanmalarına izin verin. Çocuklarınızın kendini ifade etmesine izin verin. Kararlarına saygı gösterin böylece, yarının; kendine güvenen, kendinden emin ve mutlu bireylerini yetiştireceksiniz.

 

posted under Genel | No Comments »

Kare

Mart8

 

 kare siyah

 

Filmin bir sahnesinde iki bekar erkek arkadaş mutfakta yemek yapar. Biri şöyle der; “Evlendiğinde çok güzel yemekler yersin” ardından sorar “Sen hiç evlenmeyi düşündün mü?

Cevap; “Hayır, ben hep ayrılmayı tercih ettim” (Catch&Release 2006)

Evlilik denilince hepimiz ürküp kaçıyoruz değil mi? Yaşadığımız eğlenceli ilişkinin üzerine yük bulutları çöküyor bir anda…

Evlilik terimini düşününce benim zihnimde bir kare beliriyor. Kare bana göre evliliği sembolize ediyor çünkü;  görülmeyen eşit sınırları var evliliğin. Açıklaması, prensipleri, sorumlulukları çiften çifte çok fazla değişiklik göstermeyen canlı bir yapı.  Yaşanılışları ufak çaplı farklılıklar gösterse de toplumda tek bir sözlük anlamı var.

Bu noktada sevgiyi sorgulamakta çok yanlış. Aradaki sevgi ya da aşk ne kadar yoğun olursa olsun, bireyler bir sınırın içine girerken haklı olarak geriliyorlar. Mantık ile kalp çoğunlukla yan yana yürümeyi pek sevmezler:) Kalbin mutluluktan uçarken, mantığın bireyselliğinden çalacağın zaman için telaşlanmaya başlar. Bu ikilemin nedeni bence ilişkileri doğru ve sağlıklı bir şekilde yaşamayı becerememizden kaynaklanıyor.

Bir ilişki yaşarken bir anda hastalıklı bir şekilde bağımlı olmaya başlıyoruz birbirimize. Bence hayattaki en tehlikeli bağımlılık türü de bu!

Tedavisi yok…

Zararının farkındalığı yok…

O kadar sinsi bir bağımlılık ki; sözlükte karşılığı bile yok:)

Bu bağımlılık sadece evlilikler için geçerli değil, ilişkilerde de aynı durum söz konusu. Fakat ne yazık ki evliliklerde bu durum  kronikleşiyor bir süre sonra…

Çevrenizde ilişki yaşayan ya da evli çiftlere bir göz atın… Birbirine ağ bağlantısıyla bağlı bilgisayarlar gibi yaşıyorlar hayatlarını… Zamanla bireyselliklerini kaybediyorlar… Kendi kapasite ve düşünceleri pas tutuyor. Maalesef Türk toplumu olarak ilişkilerde ve evliliklerde sadakatle bağımlılığı birbirine karıştırıyoruz. Bunların farklı kavramlar olduğunu bilsek de  pratikte pek başarılı olamıyoruz. İlişkiler böyle yaşanılınca taraflar da bir zaman sonra birbirini aynılaştırıp köreltiyor.

Oysa ilişkiler alışveriş gibi olmalı; iki tarafta birbirinden bir şeyler öğrenip birbirini beslemeli. Aralarında fikir alışverişi olmalı. Unutmayalım ki, bizleri canlı tutan tek şey yemek yemek değildir; tecrübelerimizde bizi ayakta tutar.

Bireyselliklerini kaybeden çiftlerin konuşacak, paylaşacak pek bir şeyleri kalmıyor ve beraberlikleri monoton bir hal alıyor. Bence son yıllarda artan boşanma ve ayrılma oranlarının en belirgin nedenlerinden biri de bu.

Bir ilişki yaşarken aynı zamanda benliğimizi de korumayı bilmeliyiz. Sadece “biz” değil “sen ve ben” olmaliyiz. Ancak bu sayede ilişkiler ilk günkü gibi heyecanlı vedinamik olup beslenebilir.

 

 

 

 

 

 

 

 

posted under Genel | No Comments »

Takvim

Mart 2013
P S Ç P C C P
« Şub   Nis »
 123
45678910
11121314151617
18192021222324
25262728293031
My Great Web page
HTML hit counter - Quick-counter.net