Duygu Ersen Resmi Web Sayfası

The Official Web Page

Çevre faktörü

Temmuz30

Geçtiğimiz hafta üniversite adaylarının tercihleri açıklandı. Hemen hemen herkes tercihlerin açıklanmasını heyecanla bekledi. Peki ailesinde üniversite sınavına girmemiş olan insanlara ne oluyor? Onlar niye heyecanla bekliyor? Ailemizden biri olmasa da, akrabalardan, tanıdıklardan, komşulardan, komşunun çocuğu, torunu vb… illa ki birileri vardır çevremizde bu heyecanı yaşayan. Bizler de her yıl heyecanla bekliyoruz hangi üniversite ve hangi bölüm kazanıldı diye. Üzerimize vazife olmasa da kazandığı ya da kazanamadığı bölümler hakkında yorumlar yapıyoruz. Kendi düşüncemize göre geleceği (gelecekten kasıt getirisi) parlak olmayan bir bölüm kazanılmışsa eleştiriyoruz hatta sadece eleştirmekle kalmayıp bu bölümü okuyacağına bir yıl daha hazırlanıp tekrar şansını deneseydi deme hakkını kendimizde buluyoruz.

Gençlerin geleceği, hayalleri ile ilgili yorum yapma/karar verme hakkını bize kim veriyor?  Eskiden gençlerin tercih konusunda tek destek ya da engelleri ailelerdi; şimdilerde ise birde çevredekiler karıştı olaya:) Gençler seçimleriyle ailelerini mutlu etseler bile etrafındaki kişilerin onaylarını alamıyorlar.

Hayatımızı şekillendirirken üzerimizde bu denli baskı kurulmasının nedeni nedir? Nedeni; okul öncesi zamanlara dayanıyor… Eğitimin ilk yıllarından itibaren çocuğun istek ve ilgi alanlarını göz ardı ederek kendi istekleri doğrultusunda çocuklarını yönlendiren aileler yarattıkları itaatkar eseriyle gurur duyuyorlar.

Hal böyle olunca lise son sınıfa kadar kendi kararlarını alma hakkı tanınmayan gençlere geleceklerini yönlendirme konusunda da şans verilmiyor ya da ilk kez aldığı bu bireysel karara güvenilmiyor. Aile ve bonus olarakta çevre faktörü bu noktada daha ciddi bir sorumlulukla tekrar devreye giriyor ve gençler adına, onların geleceklerini şekillendiriyor.

Maalesef ülkemizde meslek seçimi deyince aklımıza ilk gelen kriter maddi boyut oluyor. Mesleğini severek icra etmek, mutlu çalışmak gibi kalıplar pek yok bizim lugatımızda.

Para kazanırsan mutlu olursun… denklem bu:):):)  Bu bakış açısıyla kurban verdiğimiz, aslında farklı alanlara ilgisi olmasına rağmen mahalle baskısı yüzünden, bugün kaç tane sanatçı ruhlu doktor, avukat, mühendis var etrafımızda.

Oysa, yıllardır yönlendirilen gençlerin aslında kendilerine ne kadar güvenen, ne istediklerinden emin, sosyal zekaları gayet yüksek, çalışkan, azimli, cesur, zeki ve umut dolu olduklarını Gezi Parkı olaylarında hepimiz gördük.

  Bu kadar farkındalığı yüksek bir neslin yetiştiğini gördükten sonra sanırım herkes gençlerin kendileri için en iyi kararı kendilerinin verebileceğine ikna olmuştur.

Bizler bundan sonra sadece heyecanlarını paylaşalım… Tüm üniversite öğrencilerine başarılar dilerim.

 

 

posted under Genel | No Comments »

Bir gün bir yerde hepimiz bireyselleşiyoruz…

Temmuz5

 

Son zamanların en yaygın terimi;bireysellik. Bireysellik, hepimizin şikayet ettiği ama bir o kadar da gün geçtikçe artış gösteren her birimizin yaşam tarzı değil mi? Kendi bireyselliğimizin farkında olmadan başkalarını şikayet eden bizler, ne zaman bireyselleştik acaba?

Ne zaman söyleyeyim mi; kardeşlerimizle ranza yataklarımız ayrıldığı zaman… Benim gibi 80’lerde doğan birçok insanın hayatlarının ilk paylaşımı ranzalı odalarda başladı. Benim kardeşimle aramda biraz yaş farkı olduğu için biz ranza değil de oda arkadaşı olduk bir süre. Ranzalı yatak paylaşımının farklı bir türü yani:)

Sonra zaman geçti… Büyüdük… Hem fiziken hem manen…

Büyümenin ilk belirtisi olarak, kardeşlerimizle odalarımız ayrıldı. (bireysel yaşama ilk adım atışımızJ)Biz büyüdükçe kıyafetlerimiz genişledi haliyle dolaplarımız da büyüdü… Yaşlarımız büyüdükçe evlerimiz genişledi; oda, araba sayımız arttı/ ayrıldı. Tüm bunlar artarken aile fertlerinin sayısı; bir yandan azalırken diğer yandan çoğaldı…

Her geçen gün çocuk sıfatlarımızı biraz daha kaybedip birey olma yolunda ilerledik… Peki, birey olurken bireyselleşmemek mümkün mü sizce? “Bireysellik” günümüzde telaffuz edildiği gibi kötü bir şey değil aslında, yaşamın bir zorunluluğu, hayatın olmazsa olmazlarında biri. Önemli olan her şey gibi bireyselliğinde dozunu ayarlamak. Eskiden komşuluk ilişkilerimiz çok güçlüyken şimdi yan dairemizde kimin yaşadığını bile bilmiyoruz ya da selam vermeye üşeniyoruz. Yardım istemeye yardım etmeye hiçte gönüllü değiliz maalesef. Bu yüzden bireysellikten şikayetimiz… Kendi hayatlarımızı kurarken sorumluluklarımızı, paylaşımlarımızı, sevdiklerimizi ihmal etmemeli çevremizde olup bitene kayıtsız kalmamalıyız. Bize  kalan tüm zamanlar bize fazlasıyla yeter:)

 

 

posted under Genel | No Comments »

Takvim

Temmuz 2013
P S Ç P C C P
« Haz   Ağu »
1234567
891011121314
15161718192021
22232425262728
293031  
My Great Web page
HTML hit counter - Quick-counter.net