Duygu Ersen Resmi Web Sayfası

The Official Web Page

Her kadın annedir…

Ağustos31

anne_bebek_0Son günlerde gündemdeki Meryem Uzerli’nin hamileliğinden sonra daha önce kaleme aldığım annelik konusu tekrar aklıma düştü. “Su” adlı yazımda da söylediğim gibi annelik insanlığın kızılötesi, insanoğlunun ulaştığı ikinci boyut… İnsanı/bayanı, kadın yapan erdem…

Dünya’ya merhaba diyene kadar anneyle bir bütün olan,

Tüm yaşamsal faaliyetlerini annenin bünyesinde gerçekleştiren,

Annenin içinde can bulan, yaşayan, büyüyen ve buradan babasına ve tüm dünyaya merhaba diyen canlının/ bebeğin tüm sorumluluğu nasıl olur da anneye ait olmaz?

Ataerkil bir toplumda yaşadığımız doğru ve çoğumuzun bu konudaki tüm sorumluluklarını başarıyla yerine getirdiğini düşünüyorum. Fakat konu annelik olunca o noktada düşünülmesi lazım!

Allah tarafından yaratma yetkisi kadına bahşedilmişken nasıl olur da bir erkek sadece kendi kararıyla bu durumu yönlendirme hakkını kendinde bulur? Her ne kadar bebek anne ve baba işbirliği sayesinde dünyaya gelse de son söz hakkının bu kutsal varlığı taşıyana ait olduğunu düşünüyorum.

Hamilelik ve annelik erkeklerin hiçbir zaman anlayamayacağı ve tecrübe edemeyeceği bir süreçtir tıpkı bayanların askerliği anlayamayacağı gibi:)

Şu bir gerçek ki erkeklerin kendilerini babalık sıfatı ve sorumluluğuna hazırlayacak 9 ayları var hatta bu durumu seçme/ret etme hakları var! Fakat bayanlar haberi aldığı andan itibaren annelik sıfatına çoktan bürünmüş oluyorlar. Kimse onlara hazır mısın anne olmaya, ister misin diye sormuyor…

Ben, dini konularda çok inatçı olmayı tercih etmesem de Allah’ın her şeyi adaletli yaptığına ve her şeyi bir nedenle yaptığına kesinlikle inanıyorum.  Erkeğe babalığı seçme, babalığa hazırlanma hakkını veren Allah’ın bu duruma hazırlıksız yakalanan kadına da annelik arzusunu doğuştan verdiğini düşünüyorum. Her kadının yarısı çocuk yarısı annedir.

Baba adayları yetmezmiş gibi bir de hükümet var Türk kadınlarının hesap verdiği:)Bizler yaşadığımız ataerkil toplumun tüm gereklerini yerine getiriyorsak birebir sorumlu olduğumuz tek ve en kutsal konuda erkeklerin daha saygılı ve düşünceli olmaları gerektiğini düşünüyorum.

Hepimiz bir annenin çocuğuyuz; hayatımız için sizlere sonsuz teşekkürler Annelerimiz…

posted under Genel | No Comments »

Rolling Stones

Ağustos19

“Dünyadan memnunsam kendimi ifade edemem” (Crossfire Hurricane, Mick Jagger)

Geçtiğimiz yıl 50. Sanat yılını kutlayan efsanevi rock grubu Rolling Stones, bir araya gelişlerinden bugüne  uzanan 50 yıllık yolculuklarını “Crossfire Hurricane” adlı bir belgeselde sevenleriyle paylaştı.

Her zaman mükemmellik imajı çizmek isteyen birçok sanatçının aksine; başarılarını, başarısızlıklarını, hatalarını, doğrularını, mutluluklarını, pişmanlıklarını, kayıplarını, kazanımlarını, sırlarını çok samimi ve yalın bir şekilde paylaştılar tüm hayranlarıyla.

Defalarca izlediğim ve her seferinde farklı bir noktasına odaklandığım bu belgeselde aklıma kazınan şu cümleyi hayatım boyunca unutmayacağım.

“Dünyadan memnunsam kendimi ifade edemem” (Crossfire Hurricane, Mick Jagger) Bu cümle uzun zamandır parçalar halinde benim de zihnimde dönüp dolaşıyordu fakat bir türlü kelimeleri doğru sırayla bir araya getirememiştim. Belki farkında değiliz ama bu cümle sadece bana değil herkese hitap ediyor.

Memnun olmak, çok sinsi bir şeydir aslında!!! Memnun olduğumuz her konuda doyuma ulaştığımızı düşünüp daha fazlası için çalışmayı, çaba sarf etmeyi bırakıyoruz. Bir şeyden memnun olduğumuzda; anlık mutlulukla rehavete kapılıyor hayattaki bütün amaçlarımıza ulaşmışta zamanın geçmesini bekler gibi yaşamaya başlıyoruz.

Benimde kendimle ilgili en büyük şikayetlerimden biri budur:) Hayattan memnun olduğum her anın tadını çıkarmaya kendimi kaptırır; düşünmeyi, yaratmayı, sorgulamayı, araştırmayı unuturum… Bu söylemi benim için değiştirmek gerekirse “dünyadan memnun olduğum an kendimi ifade etme ihtiyacı hissetmem” o anı sorgulamadan, irdelemeden yaşarım. Bu huyumun farkında olduğum için:) bu süreç çok uzun sürmez, kendimi toparlar kaldığım yerden sorgulamaya, araştırmaya, üretmeye, yaşamaya devam ederim.

Oysa bu durumun farkında olmadan hayattaki bütün hedeflerini gerçekleştirmenin mutluluğuyla yaşayan, gelecekten beklentilerini asgari seviyeye indirgeyen  insanlar var çevremizde. Herhangi bir konuda başarıya ulaştığımızı gördüğümüz/düşündüğümüz noktada daha fazlası için çalışmıyoruz. Ya da başarısız olduğumuz noktada pes ediyoruz.

Bu noktada “memnun olmak” bana hayata sınır çizmek gibi geliyor. Memnun olduğumuz an hayatla alışverişi kesiyoruz adeta. Ben çalıştım hayata katkıda bulundum, hayatta karşılığında beni mutlu etti. Peki her şey buraya kadar mı?  Yaşadığımız müddetçe hayatı sabitlememiz mümkün mü?

Vurgulamak istediğim tabi ki gereksiz hırslar değil fakat yaşamımızın devam etmesi sadece nefes alıp vermek, yemek içmekten ibaret değil. Yaşadığımız müddetçe her zaman yapabileceğimiz güzel şeyler olduğuna inanıyorum ben. Bu dünyaya hepimiz belli görevler için geldik ya da bu dünyada görevlendirildik. Yaşadığımız şartlar ne olursa olsun her zaman yapabileceğimiz daha iyi şeyler olduğuna inanıyorum.

Çalışmaktan kastım sadece fiziksel ve maddi getirisi olan bir çalışma değil. Uzun zamandır ilgilenemediğiniz hobiniz, gerçekleştiremediğiniz bir planınız, tamamlayamadığınız bir projeniz,sahip olmak istediğiniz bir eşya, üretmek istediğiniz bir materyal,yarım bıraktığınız bir ilişki vs.. bunları tamamlamak. Hayatta neyi gerçekleştirmek istiyorsanız onu yapmadan gitmeyin bu hayattan.Bunları yapmak için geldik bu hayata… Yaptıklarımız, ürettiklerimiz, yaşadıklarımız, tecrübelerimiz, gördüklerimizdir bize bu hayatta kendimizi ifade etmemizi sağlayan şeyler…

 

posted under Genel | No Comments »

Takvim

Ağustos 2013
P S Ç P C C P
« Tem   Eyl »
 1234
567891011
12131415161718
19202122232425
262728293031  
My Great Web page
HTML hit counter - Quick-counter.net