Duygu Ersen Resmi Web Sayfası

The Official Web Page

Yanlış Fatih Tarafından Fethedildim

Mart17

Herkes hatırlıyordur; küçükken legolarımız vardı. Bizim çocukluğumuzun en yaratıcı oyuncaklarıydı legolar. Lego oynamaya ilk başladığımız zamanlarda yönergelerdeki şekilleri doğru biçimde yapmayı öğrenene kadar legoları rastgele üst üste dizerek kuleler yapardık. Kuleler uzadıkça, yıkılma riski arttıkça heyecanlanır hırslanır itinayla üzerine eklemeye devam ederdik. Bin bir özenle yaptığımız o kulenin bir noktaya gelip kendini taşıyamayıp yıkıldığını görmek bizi nasılda üzerdi…

Yıllar geçti büyüdük; legolarımız yok artık ama şimdi de egolarımız var eğlenmek için oynadığımız… Ego oyununda da, lego da olduğu gibi oyuncu sınırlaması yok. Oyun lego ile aynı mantık üzerine kurulu; hayatını nasıl şekillendireceğine karar verene kadar beslenen egonla dev kuleler yapıyorsun. Aynı lego gibi, egonun da bir taşıma limiti vardır kişiden kişiye farklılık gösteren. Maksimum limite ulaştığı zaman dayanamaz yıkılır; bu yıkım legonun yıkımından daha ani ve sarsıcı olur!

Bu lego-ego örneği nerden çıktı derseniz; geçen günde söylediğim gibi “Gözünüzde büyüttüğünüzün önünde küçülürsünüz” birini gerçekten sevdiğimiz zaman kendimizi esirgemenin ne demek olduğunu tamamen unutuyoruz. Hayatımızı sevdiğimiz insanın hayatını kolaylaştırmaya, güzelleştirmeye adıyoruz. İlahlaştırıyoruz karşımızdakini:)  sıradan bir insanken bir anda He-man/ Bat-Man/ Pac-Man/ Mad-man oluyor gözümüzde. Ve sonra malum son; aşırı doz ilgi ve ego şişikliğinden kaybediyoruz s/he-man’imizi:)

Aşırı ilgi/sevgi, fast-foodla karın doyurmak gibi geliyor bana. Genelde çok açken fast- food tercih edilir. Hızlı tüketildiği için çabuk tıkar, gaz yapar ve sıkıntı verir:) Oysa yemeğe ilk başladığımızda çok lezzetli gelir.  Erişimi kolay, hızlı ve ucuzdur. Fakat fast-food’un geçici karın doyurmaktan başka hiçbir besin değeri, vücudumuza en ufak bir yararı yoktur. Aksine kilo aldırır:) Aşırı ilgi/sevgi de sadece ego doyurur; kimseyi gerçek anlamda kazandırmaz. Sebze yemeği ise; alınıp pişirilmesine kadar emek ister, zahmetlidir. Lezzeti fast-food kadar güzel olmasa da çok faydalıdır. Gerçek sevgi sebze yemeği gibidir; emek ister, insanı gerçek anlamda besler, sağlıklı kılar…

posted under Genel | No Comments »

Cezalı Şehir İzmir

Mart6

Bu yıl Oscar ödülünü “12 Years a Slave” adlı film almış dediler bize. Duyduğumuz kadarıyla İngiliz sinemacı Steve Mcqueen’in yönetmenliğini ve John Ridley ile birlikte senaristliğini üstlendiği film 9 dalda aday gösterilmiş ve gecenin sonunda bu yılın galibi olmuş. Bizler izleyemedik ama bu kadar kişi izleyip beğendiyse, Oscar ödülüne layık görüldüyse güzeldir diye düşünüyoruz.

 Peki biz kim miyiz? Niye mi izleyemedik? Valla neden izleyemediğimizi bizde bilmiyoruz. Bizler 12 yıldır esarete boyun eğmediğimiz için cezalandırılan/ ötekileştirilen İzmirli’leriz:) Bu film İzmir sinemalarına neden gelmedi? Bir iki küçük geçiştirici bahane gösterildi bu konuyla ilgili tepkilere. Birincisi sinema programlarının doluluğu neden gösterildi. İkinci olarak vizyon tarihinin sömestre dönemine denk gelmesi nedeniyle filmin talep görmemesiydi. Biz sinemaseverler şunu iyi biliyoruz ki; sinemaların programlama sorumluları programları taleplere göre düzenlerler. Kültür- sanat seviyesinin bu kadar yüksek olduğu bir şehirde Altın küre apoletleri olan, Oscar’a aday gösterilen bir film için, İzmirli sinemaseverler tarafından talep görmedi bahanesi baya şaşırtıcı!

Geçen gün Yılmaz Özdil’in de yazısında “12” rakamını vurguladığı gibi, bu film isim ve içerik olarak; genel olarak Türkiye’nin ve özellikle; direnen, 12 yıldır esareti kabul etmeyen bu yüzden cezalandırılan şehir olan İzmir’e/İzmirli’ye çok uyuyor.

Gerçek bir hikayeden uyarlanan bu film ( 1853 Solomon Northup’ın anılarından);İç savaş öncesi Amerika Birleşik Devletleri’inde ailesiyle birlikte özgür bir adam olarak yaşayan (siyahi) Solomon Northup bir gün müzik işi için iki adamla tanışır ve çalışmak için Washington’a gider. Bu adamlar tarafından kaçırılıp Güney’de bir çiftliğe köle olarak çalıştırılmak üzere satılır. Esaret süresi boyunca tarifsiz işkencelere, şiddete, acıya, küçük düşürülmeye maruz kaldığı halde bir gün özgürlüğüne tekrar kavuşma umudunu hiçbir zaman yitirmemiş, içten içe mücadelesine devam etmiştir.  Northup’ın yaşadıklarının yanında en acısı da, isyan etmeye cesareti olmayan, her türlü işkence ve esarete kolayca boyun eğen umutsuz insanları görmek olmuştur. Bu insanların kolay pes edişi Northup’ı sevdiklerine kavuşma yolunda asla pes etmemek için daha da hırslandırmıştır. Yürüttüğü stratejisi ve inancı sayesinde bir gün hayali gerçek olur esaretten kurtulup ailesine kavuşur.

Bu filmi izledikten sonra, niye İzmir’de gösterime girmediğini anladım sanırım. Hükümetin zekasından ve dilinden korktuğu İzmirli’ler bu etkileyici filmden çıktıktan sonra eminim olayın mizahi bir yönünü de bulup “Gel sen 12 Yıllık esaret neymiş bir de bize sor” diye filmle ortak yanlarımızı kolayca bulup dile getirebilirlerdi.

Gelelim Solomon Northup ile İzmirli’lerin ortak yönlerine; Solomon Northup esir düştüğünü anladığı anda kimliğini, belgelerini istiyor; haklarını arıyor fakat istedikleri verilmiyor ve esir düşürülüyor.

Bizim de her geçen gün haklarımız bir bir elimizden alınıyor maalesef…esir edilmek isteniyoruz!

Filmdeki kadar açıkça belli olmasa da gizlice fiziken ve manen şiddete maruz kalıyoruz!

Filmde zencilerin ötekileştirildiği gibi İzmirli’ler olarak ötekileştirildik!!!

Diğer büyükşehirlerde yaşayan vatandaşlarla, vatandaşlık görevlerimizi eşit şekilde yerine getirmemize rağmen farklı olduğumuz için hizmet alma hakkımız sürekli engelleniyor nedense!

Biz İzmirli’ler de tıpkı Solomon Northup gibi gördüğümüz hiçbir kısıtlama ve baskıya boyun eğmeden inandığımız yolda yürümeye devam edeceğiz. Dediğiniz 1414 projesi bize 14 Şubat sevgililer gününü hatırlatmaktan başka bir anlam ifade etmiyor.

Uzun lafın kısası; bin değil milyon tane Ali’niz olsa İzmirli’den size yar olmaz:)

posted under Genel | No Comments »

Takvim

Mart 2014
P S Ç P C C P
« Şub   Nis »
 12
3456789
10111213141516
17181920212223
24252627282930
31  
My Great Web page
HTML hit counter - Quick-counter.net