Duygu Ersen Resmi Web Sayfası

The Official Web Page

Balığım

Haziran25

 

Alkolün alaşağı ettiği her beyin hayatının en büyük acısına odaklar insanı…

Duvarlarını yıkar, korunmasız bırakır insanı acısının karşısında. Beyinden aldığı gücü dile verir… Dile öyle bir öz güven gelir ki; bensizlik de sensizlik kadar zor mu diye sorası gelir insanın cevabını bildiği halde…

Meğer hiçbir balık benim kadar hafızasız değilmiş!

Meğer kelebeğin ömründen daha kısa yaşanmışlıklar varmış hayatta…

Meğer kuşlara küçücük beyinleri yeterken, insan beyni yetmiyormuş bazen kendine söz geçirmeye…

Meğer insan kızarken de sevebiliyor/ severken de kızabiliyormuş…

Meğer beyin, kalp gibi atmazmış…

Meğer asla kesin konuşmamak gerekirmiş…

Meğer gelecekten bir şey beklemeyenler mutluluklarını geçmişte yaratırlarmış…

Meğer iliklerine kadar üzülmeden aşk olmuyormuş…

Meğer hayat değmemiş bana daha önce…

Meğer ben biraz safmışım:) okurum, yazarım, kelimelerle iyi anlaşırım ama aşka gelince enikonu salak mışım…

Meğer ben she-man mişim; senle olunca her şeyi yenermişim…

Meğer ben biraz yüzsüzmüşüm; verdiğim her sözü tutamayabiliyormuşum…

Meğer yüzüne söyleyemediğim b/aşka neler varmış içimde…

 

 

 

 

 

 

 

 

 

posted under Genel | No Comments »

Çocuk Olmak Zor Zanaat!

Haziran17

Kim ne derse desin hayatın en zor evresi “çocukluk” dönemidir. Bir de hayatın en kolay, en eğlenceli çağı muamelesi yapılır. “Çocuk olmak varmış, hiçbir sorumluluğu yok, işi gücü oyun oynamak falan diye kıskanılır. Dışarıdan bakılınca manzara böyle güzel görünebilir fakat eminim çocuğun perspektifinden bakınca hayatları hiçte sanıldığı gibi kolay değildir. Birde aşırı korumacı ailelerin çocukları için bu dönem işkence niteliği taşımakta desek abartmış olmayız olmayız bence.

Geçenlerde 2 aylık olan yeğenim ağladığında annesi, babası ve ben üçümüzde farklı yorumladık şikayetini. Annesi; karnının acıktığını düşünürken babası; gazı sancısı olduğunu bende uykusunun geldiğini düşündüm. Biz kendimizce sırayla bu dediklerimin hepsini denedikten sonra minik kuzu sustu rahatladı ama hangimiz haklıydık? onu hangimiz doğru anlamıştık? Belki de hiçbirimiz onu anlamamıştık denemelerimizden pes ettiği için susmayı tercih etmişti:) gerçeğin ne olduğunu asla bilemeyeceğiz.

Düşünsenize siz avaz avaz kendinizi ifade etmeye çalışıyorsunuz karşınızdaki sizi hiç anlamadan kendince size yardım etmek için kendini parçalıyor, ne hissedersiniz…

Çocukluğun en çok kıskanılan tarafı da “ekmek elden su gölden” olmasıdır. Hemen hemen neredeyse anne olmayan tüm yetişkinlerin görmeye dahi tahammül edemeyeceği bulamaç kıvamlı vitamin deposu mamaları yemek zorundalar. Çalışan insanlar için her gün yemek yapmak/ ne pişireceğini düşünmek çok büyük bir telaş olsa da sırf zahmetsiz/hazır olduğu için her gün önünüze böyle bir şey konmasını tercih eder misiniz:)

Birde küçük bir çocuksan kendine ait vücut ısın yoktur, anne/baba ısısı vardır:) Onlar üşürse kat kat giyinirsin, onlara sıcak gelirse soyunursun. Hatta sütünü bile annenin parmağı içine girebiliyorsa içebilirsin:) yoksa o bile içilmeye hazır değildir.

Çocuklar ilgilerini çeken, merak ettikleri şeyleri keşfetmeye çalıştıklarında “cıss yanarsın, o sana uygun değil, ablanın/ abinin o elleme” gibi cümleleri sıklıkla duyarlar. Genelde gerçek açıklama pek yapılmaz ya da tecrübe etmesine izin verilmez. Evet bunların hepsi anne-baba olmanın verdiği koruma içgüdüsünden kaynaklanıyor fakat günümüzde anne-baba olmak çok zor. Güvensiz bir ortamda özgüvenli çocuklar yetiştirmeye çalışıyorsunuz! Çok zor bir şey yapıyorsunuz bu konuda size yardımcı olacak en sağlıklı şey çocuğunuzun isteklerini ve yeteneklerini iyi gözlemlemek ve onları elinizden geldiğince o doğrultuda desteklemektir. Yoksa anne-babaların çocuklarına yarattığı/ şekillendirdiği steril dünyada büyüyen çocuklar ileriki yaşamlarında çok zorlanacaklardır.

Bizi ailece tanıyanlar bilir benim babam tek yumurta ikizi. Babamın dede olmaya hazırlandığı yaşta sevgili amcam baba oldu. Amcam ile babam fiziksel benzerliklerinin aksine çok farklı iki baba figürü çizdiler. Amcam çocuğunun büyümesini izlemekten ziyade çocuğunun dünyasını büyümeye elverişli hale getirmeye çalışmakla meşgul! Evini, yaşadığı semti, hayatındaki her şeyi çocuğuna göre değiştirdi. Geçenlerde oğlu parkta düşmesin diye evinin bahçesine park oyuncakları almaya kadar getirdiği durumu!

Bir eğitimci olarak benim naçizane tavsiyem “Siz siz olun ya çocuğunuzla büyüyün ya da çocuğunuzun büyümesine izin verin”

Bebekken anlamıyoruz isteklerini, kendimize göre doğru ya da yanlış  yorumlayıp karşılık veriyoruz taleplerine. Konuşmaya/ dertlerini anlatmaya başladıklarında onları dinleyin! ama gerçekten dinleyin! Ben 6 yıllık öğretmenim bu süreçte ilkokul, ortaokul ve küçük yaş grubuyla çalıştım. Küçük yaş grubuyla çalışmaktan aldığım zevki tarif edemem. Beyinleri pırıl pırıl, inanılmaz yaratıcılar ve her şeyden önemlisi dünyaya bizden çok daha farklı bir gözle bakıyorlar. Onların gözlerine sahip olsak ya da bu şansı onlara tanısak eminim ki dünyayı değiştirebilirler, en azından ülkece bizi çok daha iyi yerlere taşırlar.

Her çocuk, aynı anda; baleye, tenise, yüzmeye, satranca, piyanoya, sayısal derslere, kayağa…ilgi duymak zorunda değil. Çocuklar ailelerin projeleri olmamalı. İlgi alanlarını kendilerinin seçip o yönde ilerlemelerine olanak verin.

“Tehlike”yi sadece sözlük anlamı olarak bilmekle kalmasınlar tecrübe etmelerine izin verin, izin verin ki ilerde kendilerini korumayı bilsinler!

Anne ve babalar; güvensiz bir dünyada kendine güvenli çocuklar yetiştirmeyi ancak onları dinleyip tanıyarak başarabilirsiniz…

posted under Genel | No Comments »

Aradığınız kişiye şu an da kavuşulamıyor!

Haziran8

Aradığımız kişiye genelde kavuşamayız çünkü ikili ilişkiler tahterevalli mantığıyla yürür. Tahterevallide olduğu gibi, ilişkilerde bireylerden birinin aşırı yüklenmesi diğerinin az yüklenmesine yol açar. Bu durumda tahterevallide oluşan dengeyi/ manzarayı hepimiz biliyoruz. Yaşadığımız ataerkil toplumda tahterevallinin alt ucu kültürel olarak kadınların varsayılırdı yüzyıllardır. Kadının sosyal görevleri ve erkek egemen mitlerinin altında hep bu mesaj vardı. 21.yüzyıldaki sosyal ve ekonomik değişiklikler ile ilişkilerdeki tahterevalli mantığı değişmedi fakat denge unsuru taraflarda cinsiyet ayrımı yerini duygusal farklara bıraktı. Şöyle ki; sevgisi yoğun olan, ilişkiyi yüklenen taraf, ağırlığı nedeniyle alt uca yerleşirken az yüklenen tarafı havalara uçurur. Nasıl bir aşkla yüklenilmişse artık az yüklenen taraf öyle bir yükselir ki sonunda kanatlanıp uçar ve toptan kaybedilir hiç istemeden…

Ben bu durumu bizzat tecrübe ettim…

Canı yanmış biriydim ve yıllar sonra dünyanın en mükemmel erkeğiyle tanıştım. Kendimi çok şanslı hissettim, yaşadığım üzücü olaydan sonra Allah’ın bana bir ödülüydü bu mutluluk. Her sabah şükretmek için daha erken uyandım! Üzerine titredim…tanıdıkça karakterine, saygısına,saygınlığına,sakinliğine,çalışkanlığına,dürüstlüğüne,mantığına,kendi içinde var ettiği düzenine,aile bağlarına, asimile olmaya bu kadar yakın biri iken bu denli geleneklerine bağlı olmasına hayran oldum! Her yönüyle bu kadar mükemmel olan biri ilahi aşkın yeryüzüne bir yansımasıydı adeta…Hatta eski sevgilisi böyle muhteşem birini kaybedince nasıl üzülmüştür diye düşünmeden edemedim:)

Bu rüya süreç bittiğinde attığım yüzlerce mesajdan sadece bir tanesi durumu özetliyordu “Ben olsam bende beni istemezdim” Ben böyle durumlarda soğuyan tarafa hak veriyorum bende ilgi karşısında soğurum:) Çünkü birine çok değer verince “benliksizleşiyoruz” net! Kendimizi esirgemeyi unutuyoruz. Seven taraf ilişkiyi öyle bir yükleniyor ki karşı tarafa yapacak hiçbir şey bırakmıyor. Seven taraf olunca asla yapmam dediğimiz şeyleri ardı ardına yapıp tüm tabularımızı yıkabiliyoruz. Sonunda benliksizleşip kendimizi tanıyamayacak hale geliyoruz:)  “ Bir Erkek 10 Günde Nasıl Kaybedilir” (How to Lose a Guy in 10 Days,2003) filmini çoğumuz izlemişizdir. Birini kaybetmek için filmdeki gibi türlü oyunlara, zahmetlere gerek yok tarif çok basit; aşırı sevgi, bol iyi niyet, göz kararınca ilgi, alabildiğine hoşgörü. Bir mesajla kontrol edin sevgiliniz hala ayrılmaya hazır değilse üzerine 1 tutam trip atın. Hooop 3-5 mesaj sonra yalnızsınız. Afiyetle zırıldayabilirsiniz:)

Not: Aslan sütüyle dertlenilmesi tavsiye edilir.

posted under Genel | No Comments »

Takvim

Haziran 2014
P S Ç P C C P
« May   Tem »
 1
2345678
9101112131415
16171819202122
23242526272829
30  
My Great Web page
HTML hit counter - Quick-counter.net