Duygu Ersen Resmi Web Sayfası

The Official Web Page

İki Yabancı Dil

Aralık7

Her insan doğuştan iki dil bilerek geliyor dünyaya, biri sevdiğinde konuştuğu dil diğeri ise sevildiğinde… Neden şu ki; bize güven veren, bizi değerli hissettiren insana değer vermekte zorlanıyoruz çünkü egomuzla seviyoruz. Çok net.

Sevildiğinde konuşulan dilin gramer yapısı itibariyle cümleler hep olumsuz yapı ile oluşturulur. Cümlelerin ortak özelliği ise bahaneler ifade etmesidir. İsteksiz, ukala, meşgul, profesyonel, şımarık, duygusuz, özgüvenli, neşeli bir gırtlakla konuşulur. Sevdiğinde konuşulan aksan ise; duygu yoğunluğu ve kaybetme endişesi yüzünden ince düşünceli, kibar, hassas, karşındakini boğacak derecede fedakar, uzlaşmacı olup en yumuşak ve silik ses tonuyla konuşulur. Her insan hayatında en az birer kez bu iki dili mutlaka konuşur. İlişkilerdeki kimliklerimiz hiçbirimizin gerçek kimliklerimiz değildir. Yaşadığımız her ilişkide farklı bir yüzümüz ortaya çıkar. Bu hala tam anlamıyla yetişkin olmamamızdan kaynaklanır. (Yetişkin birey olmak sadece fiziksel büyümeyle ilgili değildir; yetişkin birey kendi hayatını idame ettirebilen, kişisel gelişime açık, sosyal ve psikolojik gelişimini tamamlamış, birçok sorumluluk alabilen bireydir.) Yaşadığımız her yeni ilişki kişiliğimizin ve psikolojimizin farklı bir yönüne hitap eder. Kiminde severiz kiminde seviliriz daha çok, kiminde kıskanç oluruz kiminde rahat, kiminde domestik oluruz kiminde salaş, kiminde modern oluruz kiminde maço, kiminde sakin kiminde agresif… Her ilişkimizde taraflardan biri aynı biz olsak ta zaman, şartlar, statüler, önceki ilişkilerden alınan dersler, karşımızdakinin özellikleri, tutumu vb… her şey bu değişimi etkiler.

Çoğunlukla ilişkilerde sevmekle sevilmeyi eş zamanlı beceremiyoruz. Sevildiğimiz zaman pek sevemeyiz, sevdiğimiz zaman da pek sevilmeyiz:) Sorun ilişkilere başlama nedenimizin altında yatıyor. Beraberliklerimize kişisel eksikliklerimizi gidermek için başlıyoruz. Karşımızdakini ve ilişkimizi hayatımızın tamircisi olarak görüyoruz. Bazen yarım kalan bir aşkı, aşk acısını unutturacak, bazen düzensiz hayatımıza düzen getirecek, bazen yalnızlığımızı geçirecek bazen de özgüvenimizi sağlayacak bir tamirci… Gerçekte ne hissettiğimizi, ne istediğimizi bilmeden bu ve bunun gibi hastalıklı nedenlerle başlıyoruz ilişkilere. Birinin duygularına, sevgisine güvenerek kendimizi değerli ve güvenli hissetmek bir ilişki değil kişilik sorunudur! Mutsuz ilişki ve boşanmaların nedeni büyük ölçüde budur.

Seven taraf duygu yoğunluğu ve kaybetme endişesiyle hata yapmaktan çekinir. İsteklerini, şikayetlerini, beklentilerini dile getiremez. Gerçeği göremez, görmek istemez. Karşı tarafın kaybetme endişesinin olmaması, sevme ihtiyacı hissetmemesinin verdiği rehavet kişiye özgüven ve rahatlık imajı kazandırır. Seven tarafın sevgisinden güç alarak beslenen ve sevenin gözünde ilahlaştırdığı kişi gerçekte var olmayan; sadece seven kişinin kafasında canlandırdığı bir siluetten ibarettir. Bir gün ilgiden bunalıp gittiğinde ardında büyük bir şok yaşanır; bu kadın/adam böyle değildi eskiden çok değişti… Onu hiç tanımamışım gibi yorumlar yapılır:) Değişen hiç kimse yoktur aslında o kişi aynıdır duygular gerçeği reddetmiştir bu güne kadar. Seven tarafın kafasında yarattığı mükemmel partner rolünü alt üst etmiştir bu görevden istifa. Sevginizle, ilginizle beslediğiniz bir ilişki doyuma ulaştığında/ boğmaya başladığında her an bitebilir. Seven taraf ilişki boyunca verilen negatif işaretleri görmezden gelir. Sadece söyleneni duyar. Çünkü işine gelen budur. Duygular ancak sözden çıkıp yaşanırsa gerçektir…

Egomuzla değil mümkünse kalbimiz ve mantığımızla sevelim:)

posted under Genel | No Comments »

Takvim

Aralık 2013
P S Ç P C C P
« Kas   Oca »
 1
2345678
9101112131415
16171819202122
23242526272829
3031  
My Great Web page
HTML hit counter - Quick-counter.net