Duygu Ersen Resmi Web Sayfası

The Official Web Page

Öpünce geçiyordu da alkışlayınca gitmezler be kardeşim

Mayıs23

Reklam nedir? Neden yapılır?

Reklam kelimesinin sözlük anlamı; Mal veya servis satışını arttırmak amacıyla yayın araçları ile yapılan duyurudur.

Amacı ise; hedef kitleye sunulan ürünü etkili bir mesajla aktarmak ve müşteriyi ürünü almaya ikna etmektir.

Bu mantıkla düşünüldüğünde reklamdan beklenen; en doğru, en etkili, en çarpıcı biçimde satıcının/firmanın ürünü tanıtmasıdır.

Bu reklam konusu nerden çıktı diyorsunuzdur. Son zamanlarda yayınlanan reklamların amacını anlamak için canımız çıkıyor:)

Koskoca, dünya devi Coca-Cola’nın yaptığı reklam ortada…

İki sevgili “Vaacchh bir coca-cola eeaacchhh” diyerek birbirine kur yapıyor.

Dünya devi bir marka nasıl ve neden böyle saçma bir şey yapar diye şok yaşarken ikinci ve hayatımızı/ yaşayışımızı etkileyecek daha saçma bir reklam geldi!

60-70-80-90 ya da 2000… hangi nesilden olursak olalım “Öpünce geçer” denilerek büyüyen bir toplumuz biz:) Düştüğümüzde, bir yerimiz acıdığında, canımız yandığında annemiz öper geçerdi:)

Öpünce geçiyordu da (0-6) alkışlayınca gitmezler be kardeşim (+18)

En başa dönelim… Reklamın amacı neydi; sunduğun ürünü etkili bir mesajla anlatmak ve müşteriyi ürünü almaya ikna etmek.

Şimdi reklama dönecek olursak “Alkışlıyoruz. Oy verin gitsinler” Alkışlamakla kalmayalım göbek atıp halay çekelim yeter ki gitsinler de onlar gidince sen ne yapacaksın onu söyle!

Siyasi partiler seçim zamanı, seçmen karşısına çıktıklarında yapacaklarına dair vaatler verir, kendilerini seçmeleri halinde neler değişeceğini anlatır.

Maalesef CHP’nin reklamında tek bir şey var “Oy verin AKP gitsin biz gelelim” Eee sen ne yapacaksın?

Kılıçdaroğlu’nun tek vaadi; asgari ücreti 1.500 tl yapmak! Onu da devlet değil işveren veriyor.

Solda yeni oluşumlar olmasına rağmen oy bölmeyelim, birlik olmaya çalışalım diyoruz da savunulacak bir tarafı da kalmadı maalesef…

Türkiye’de çok ciddi bir muhalefet sorunu var. CHP iktidar olamayacağının farkında tek umut AKP’nin oy kaybetmesiyle oluşacak koalisyon… O da bu güncellenmeyen kafalarla çok zor!!!

posted under Genel | No Comments »

En Mutlu Gün:)

Mayıs19

Geçtiğimiz hafta sonu 3 arkadaşımın 1. Evlilik yıldönümü kutlaması ve çok sevdiğim bir arkadaşımın da düğünü vardı. Sosyal medya da gördüğüm kadarıyla da başka birçok düğün/ nişan varmış bu hafta sonu.

Öncelikle evlenen/nişanlanan, yıldönümü kutlayan tüm çiftelere sonsuz mutluluklar diliyorum.

Düğün deyince aklıma, o akıl almaz hazırlık evresi geliyor maalesef… 5 ay önce evlenen biri olarak hatırlamak istemediğimiz bir süreç olarak kazındı hafızamıza:) Kısa bir zaman içinde evlenmeye karar veren pratik bir çift olarak istediğimiz yurt dışında nikah yapıp birkaç günde dinlenip/gezip geri gelmekti… Taa ki aileler tanışana kadar:)

Katıldığınız o rüya gibi düğünlerin hiçbiri bir genç kızın rüyası değildir emin olun. Hiçbir genç kızın hayalinin; davetlilerin çoğunu tanımadığı bir organizasyonun detayını düşünmek, sonunda başarısız olacağını bile bile kendi dışında herkesi memnun etmeye çalışmak olduğunu düşünmüyorum.

O güne ait en şahsi şeyin olan gelinliğini bile eleştiren olacaktır (Şahsen benim oldu:) hem de kendi ailemden)

Suçlanan: gelinlik

Suçu: sade olmak

Yargı makamı: aile büyüğü

Ailenin istediğini kırmayıp düğüne tamam diyorsun. Önce yer aranıp bulunuyor sonra uzun uğraşlar sonucu ortak zevke hitap edecek menü oluşturuluyor. Bir de kendi giyiminle uğraşman yetmiyormuş gibi; sandalyenin giydirilmesi, ışığı, peçetesi, çiçeği böceği bin bir detayla uğraşıyorsun.

Bunlarla da bitmiyor, bilmem ne amcayla bilmem ne abiyi yan yana getirmemek için puzzledan hallice oturma planı yapıyorsun.

Düğün günü gelip çattığında panikten sizi doğuran annenizi tanımazken bilmem ne teyzeyle fotoğraf çektirmediyseniz yandınız!

Düğün zahmetleri bunlarla bitti sanıyorsanız yanılıyorsunuz… Bir kere kimse düğün yerini beğenmeyecek… Beğenmemeye programlı geliyorlar bence:) Yer kimine uzaktır, kimine ulaşım zordur.

Yemek menüsü kimseyi memnun etmez; beyaz et olsa kırmızı et aranır, kırmızı et olsa beyaz…

Günlerdir gözlerin patlayarak özenle yaptığın yer düzenine de bir şikayet bulunur illa ki…

Bu paket program işkenceye, gelin ve damadın en mutlu günü adı veriliyor:)  Aslında doğru mantık böyle zor bir günde bile mutlu oluyorlarsa her şartta  mutlu olurlar:)

posted under Genel | No Comments »

Anne ve Babaların Dikkatine

Mayıs8

Son günlerde çocuğu okul yaşına gelmiş olan herkesi okul seçme telaşı sardı. Bir takım özellikler eğitim dünyasının paket programı haline geldi adeta. Daha doğrusu bu paket programı oluşturan neden; veliler arasında ön planda tutulan bazı özelliklerin fetiş haline gelmesi!

Bu özellikler neler mi?

Hemen hemen her anne- babanın isteği “sosyal, özgüveni yüksek, lider bireyler yetiştirilmesinin yanı sıra  küçük motor gelişimlerine önem verilsin, mümkünse çift yabancı dil eğitimi olsun, bale yapsın aynı zamanda açık/kapalı alan sporlarına yönlendirilirken satranca da vakit ayrılsın!

Talepler bu yönde oldukça arzda ona göre oluşuyor!

Çocuklarla çok mesai yapan biri olarak benim şahsi fikrim ( gözlemlerin sonucunda edindiğim fikir demek daha doğru olur sanırım)  Öncelikle doyasıya oyun oynayıp şarkı söyleyebileceği, kendini özgürce ifade edebileceği, akademik başarıyı kendine misyon edinmemiş “uzaya yollayacağız”, “kuş konduracağız” gibi süslü vaatlerde bulunmayan kurumları tercih etmenizi öneririm.

Velilerin talep ettiği özellikler çocukların beynine bir paket olarak sokulmuyor. Arzu edilen bu özellikler (öz güvenli, başarılı, sosyal ) vaat edilen okullarda çocuklara kapsüller yutturularak ta yetiştirilmiyor. Demem o ki; kayıt anında okulun en tecrübeli öğretmeni ya da müdürünün biz “lider, sosyal, öz güvenli, başarılı” çocuklar yetiştiriyoruz demesinin hiçbir önemi yok.

Hür büyüyen, kendini ifade etme fırsatı verilen, oyun oynayan, araştırmaya teşvik edilen, merakı ve sonsuz soruları mantıkla ve sabırla cevaplanan çocuklar ancak bu yönde gelişecektir.

Okul seçiminde dikkat edilmesi gereken bir diğer husus ise; siz siz olun övgülerin havada uçuştuğu bir kurumun sıcaklığına kapılmayın. “Harikasın, muhteşemsin, çok özelsin, çok akıllısın, çok güzelsin, çok yakışıklısın” gibi övgülerin cömertçe kullanıldığı yerlerden uzak durun.

Birincisi,  hayatlarının ileri ki dönemlerinde görecekler ki kimse gazla çalışmıyor:) Amaç hayata hazırlamaksa biraz daha gerçeğe yakın olunması gerektiğini düşünüyorum. Bir şeyi yapabilmesi için çocuğu akıllı/zeki olduğunu söyleyerek cesaretlendirmek yerine çocuğa nasıl yapması gerektiğini öğretilmeli.

İkinci ve daha önemli olarak dikkat edilmesi gereken nokta; övülmesi gereken şeyler sahip olduğumuz  (yakışıklı, güzel/akıllı vb gibi) sıfatlar değil doğru davranışlarımız olduğunun bilinmesidir.

Mesela çocuğunuz odasını dağıttığında ona dağınık olmaması için uyarmak yerine, odasını toplamaya teşvik edilip olumlu davranışı övülürse bu onun için daha yapıcı olacaktır. Çünkü çocuklar davranışlarını yetişkinlerin tepkilerine göre belirliyorlar. Büyüdükçe oturacak karakterlerini de bu tepkilere göre şekillendiriyorlar.

Her çocuk farklı örnekli bir örgü gibidir bana göre. Her biri dikkatle ilmek ilmek işlenmelidir.

Erken yaşta okul seçiminde, akademik eğitiminden ziyade çocukların bireysel özelliklerinin dikkate alınmasına önem verilmelidir. Akademik eğitimin eksikliği ileri ki yıllarda da giderilebilir fakat davranış eksikliğinin telafisi çok zor.

 Evet ; eğitimin maddi ve manevi külfetli olduğu doğrudur; fakat görüyoruz ki cehaletin bedelini ödemek çok daha zor!!!

 

posted under Genel | No Comments »

Takvim

Mayıs 2015
P S Ç P C C P
« Nis   Haz »
 123
45678910
11121314151617
18192021222324
25262728293031
My Great Web page
HTML hit counter - Quick-counter.net