Duygu Ersen Resmi Web Sayfası

The Official Web Page

Şabanlar Recepleşti

Kasım29

Yağmurlu bir cumartesi günü evde otururken TV’de Kemal Sunal filmine denk geldim…

Biz Şaban filmleri  (Kemal Sunal) ile doğup büyüyen fakat ne acıdır ki Recep İvedik döneminde yaşayan arada kalmış bir nesiliz.Toplumun DNA’sı değişti! Siyasi, kültürel, ahlaki her şey değişti. “Biz büyüdük ve kirlendi dünya”  cidden…

1970-80lerin, cahil ama temiz karakteriydi Şaban. Güler yüzlü,  saflığıyla kentlilerin dağla geçtiği, iyi niyetli, fakir ama çalışkan azimli bir karakterdi. Önünde bir bayan soyunsa kafasını çevirir, yerde cüzdan/para bulsa, başına ne gelirse gelsin onu sahibine teslim eder; gece gündüz çalışır çocuklarını okutup meslek sahibi olmaları için didinirdi. Eğitimin önemini bilirdi. Şehirliler onun saflığıyla dalga geçse de o; şehirde gördüklerine şaşırır onlara ayak uydurmaya çalışmaz içindeki iyi niyet ve saflığı hep korurdu. Şaban filmlerinde hep; iyi niyet, dürüstlük, çalışkanlık, temizlik kazandı, argosuz, küfürsüz, sansürsüz güldürdü bizi yıllarca…,

Büyüdük…

Modern zamanda Şaban’ın yerini, TV8’ den Çalık grubuna ait olan ATV’ye geçen Şahan Gökbakar’ın yarattığı Recep İvedik karakteri  aldı. Recep, alıştığımız saf, köylü, çalışkan, cahil ama terbiyeli, utangaç Şaban karakterinin yozlaşmış dünyadaki versiyonu oldu. Modern zamanda; Şaban’ın tüm ailesi şehre yerleşmiş, oturdukları gecekondu yıkılıp yerine apartman dikilince günümüzün Şaban’ı Recep, zengin olmuştur. Maddi gücün verdiği cürretle şehirliden intikam alma vakti gelmiştir. Recep, Şaban’ın aksine, bayanlardan utanmıyor, çekinmiyor, bayanlara saygı göstermiyor. Başta Recep karakteri olmak üzere filmdeki birçok karakter, yaşlı babaanne bile, insanlara ve nesnelere karşı saldırgan ve aşağılayıcı bir uslupla hitap etmektedir. Kimsenin eşine, kızına yan gözle bakmayan Şaban’ın aksine Recep, apartmandan çıkar çıkmaz cinsel organıyla oynayan, her cümlesinde “lan, ulan” gibi sözlü şiddet içerikli konuşan sapık, maganda bir karakterdir.

Sonunda hep iyi niyetin, çalışkanlığın, dürüstlüğün, namusluluğun, centilmenliğin, ahlakın kazandığı Şaban filmlerinin aksine, Recep İvedik filmleri “sözlü/fiziksel şiddet, argo, ahlaksızlık, cinsel taciz, müstehcenlik, küfür ve aşağılama içerir. Ve bu olumsuz karakter kazanır!

Uzun lafın kısası; günümüzde Şabanlar Recepleşti.

Cehaletinden utanmak yerine paranın verdiği güçle efendileri/alimleri dize getirir oldular. Utangaç gülüşmeler yerini böğürtülü gülmelere bıraktı.

Bu sadece siyasi bir değişim değil maalesef  kültürel çöküntüdür.

Recepler her geçen gün çoğalıyor!!!

posted under Genel | No Comments »

Beyinler Ligi

Kasım16

 Geçenlerde bir kaç çift sohbet ediyoruz, iş hayatlarında gayet başarılı, akademik seviyeleri birbirlerine yakın bireyleriz. Aramızda en yeni evli olan bir anda “ Ya yeni evli olmak çok mu zor yoksa bizde mi bir gariplik var dedi” Kibar kibar yemek yenen ortam bir anda itiraf arenasına döndüJ Meğer hepimiz ne kadar doluymuşuz…

Eskilerin bu cicim aylarını anlamıyorum:) Huyuna suyuna yabancı olduğun biriyle aynı evi paylaşıyorsun nasıl bu kadar mutlu olursun arkadaş. Yıllarca öz kardeşinle aynı evin içinde kavga et, elin kızı/oğluyla ilk günden ruh ikizi cicim, balım ol…

Hadi biz yeni nesil daha şanslıyız  bir zaman geçiriyoruz evlenmeden önce…tatiller, arada beraber kalmalar hatta aynı evde yaşamalar falan… Evlenince ne ile karşılaşacağımızı az çok bildiğimizi sanıyoruz. Eskiler ilk kez, evlendikleri zaman aynı evi paylaşıyorlardı, hiç mi yabancılık çekmediler? Nasıl hop diye kaynaştılar? Huyu suyu hiç mi garipsenmedi? Nasıl olur da damak tatları, alışkanlıkları bu kadar uyumlu oldu… Şaşılası doğrusu:)

Neyse ben konuma döneyim…

Hepimizin ortak düşüncesi evliliğin ilk zamanlarının bir kabus olması:) Kadın ile erkek aynı evde yaşamadan önce bir eğitime tabii tutulmalı çünkü kadınla erkek kafası inanılmaz farklı!!! Nasıl ki araç kullanmak için ehliyet, seyahat için pasaport gerekli ise hayatını başkası ile birleştirmenin de bir yaptırımı olmalı. Kadına- erkek, erkeğe- kadın bakış açısı genel hatları ile anlatılmalı. Kadın-erkek lügatı hakkında bir sözlük oluşturulup verilmeli.

Bir kadın ile erkeğin evlilik bağıyla aynı evde yaşaması, bir canlının vahşi doğada hayata tutunmasından daha zor:) Vahşi doğaya belgesellerden aşinayız, belgesellerden edindiğimiz bilgilerle vahşi doğada hayata tutunabiliriz de birbirinin söylediğini tamamen farklı yorumlayan karşı cinsle aynı evde hayata tutunmak çok daha zor:)

Evlenmeden önce “Bodrum’a da gittik beraber, İstanbul’da da yaşadık” durumu asla kullanım kılavuzu işlevi görmüyor. Evlenmeden önce tatile gidersin; herkes kendi bavulundan sorumlu, kibarlıktan ölünerek “senin istediğin yer olsun hayatım, ben senle her yere gelirim”ler havada uçuşur. Evlenince; “benim mavi şortumu almadın mı? Bana uzun kollu bir şey almadın mı? Cümlelerini duyarsın ya da eski kibarlıktan eser kalmayarak “ben oraya gittim ya başka bir yere gidelim” diyen realist insanlar olursun:)

En kötüsü de evlenmeden önce yalnız yaşayan erkeğin hayatına kabus gibi çökmemiz! Bir önceki nesle kıyasla her ne kadar daha rahat olsak, uzun çalışma saatlerimizden dolayı annelerimiz kadar evle ilgilenmesekte, en nihayetinde ataerkil toplumda olma, domestikten doğma bayanlarız!!!  Playstation oynayıp bira içen, film izlerken kahve içen  keyif yapan adama o bardağı/ şişeyi kaldırmayı unutmamasını söyler rahatsız ederiz:)  Bireysel eşyalarını ortada görünce “bunları kim toplayacak diye diye çemkirir, verdiğimiz yönergeleri yanlış anlarlarsa deliririz…

Haa kadının söylediği yönergeyi yanlış anlamak/ yorumlamak deyince o gecenin en can alıcı itirafı aklıma geldi;

“Evde beynimi kullanmıyorum, sadece komutlara uyuyorum” O konuşmanın devamında bir kez daha anladık ki; kadın- erkek beyni tamamen farklı çalışıyor.

Ben kafası bizden farklı çalışan, her şeyi farklı yorumlayan tek erkek babam zannederdim. Sonra erkek kardeşim büyüdü, babamla aynı tepkileri vermeye başladı. Babamı rol model alarak büyüyen çocuk tabi ki babama benzer diye düşünürken bir de ne göreyim… Eşimde aynı tepkileri veriyorJ Meğer tek benim babam, kardeşim, eşim değilmiş… tüm erkekler aynıymış!

Mesela; Bulaşık makinasını boşaltırken su getirmesini rica etsen!

Erkeğin anladığı; işi bırak hemen suyu getir.

Kadının söylemek istediği; işin bitince su getirir misin

Kirli sepetinin evin içindeki yeri ve işlevi erkekler tarafında bir türlü çözülememesi…

Yere basma denildiğinde ikinci bir emre kadar değil sadece yer kuruyuncaya kadar basılmaması gerektiği gibi…yüzlerce örnek verilebilir.

Çok basit örnekler ama  hepsi gerçek:) bunun zeki ya da eğitimli olmakla alakası yok. Tamamen kadı –erkek bakış açısı farkı.

Evlenmeden önce (aynı evde yaşayanlar) böyle değildi sözünü çok sık duyuyorum. Değişen taraflar değil bence, değişen şey şartlar!!! Evlenmeden önce paylaşılan evlerde, taraflardan birinin kurduğu düzene misafir oluyorsun, sorumlu olan tarafla sistem devam ediyor. Oysa evlilik bağıyla düzen kurmak bam başka bir şey. Kurumsal bir bağ en nihayetinde:)

Bugüne kadar hep evliliği kadın bakış açısıyla yazmıştım, ilk kez ucundan kıyısından erkek bakış açısı katarak yazmaya çalıştım:)

posted under Genel | No Comments »

Takvim

Kasım 2015
P S Ç P C C P
« Eki   Oca »
 1
2345678
9101112131415
16171819202122
23242526272829
30  
My Great Web page
HTML hit counter - Quick-counter.net