Duygu Ersen Resmi Web Sayfası

The Official Web Page

Hepimiz Bridget Jones’uz

Eylül27

Yıllar sonra yine bir Bridget Jones fırtınası esiyor kadınlar aleminde… İstisnasız her kadının kendinden bir şey bulduğu tek karakter desem abartı olmaz heralde. Aynı fabrikanın ürünü olduğumuz kız kardeşlerimizle bile  benzemezken “Bridget Jones” karakterinin hepimizde yakınlık hissettirmesinin nedeni nedir acaba?

Filme gelmeden; Bridget Jones karakterine can veren Rénee Zellweger 15 yıldaki fiziksel değişimi ile (tüm müdahalelere rağmen )kadına en büyük dersi veriyor!

Starda olsan, kendine en iyi şekilde de baksan, estetiğin dibine de düşsen “zamana karşı gelemiyorsun YAŞLANIYORSUN” Rénee Zellweger son hali ile kadınlara; kendinle çok uğraşma, benim gibi olma doğal yaşlan mesajını veriyor resmen 🙂

O kötü estetiklerden sonra Rénee Zellweger sayesinde bir çok kadın estetik fikrinden vazgeçmiştir diye düşünüyorum.

 Konumuzun asıl nedeni olan filme geri gelirsek;

Peki biz neden seviyoruz Bridget Jones’u bu kadar? ( kaldı ki kadınlar dünyasında hem cinsini bu kadar sevmek pek alışık olduğumuz bir durum değildir:)

Bridget jones ekranlarda görmeye alıştığımız “Bihter Ziyagil/ Firdevs Hanım” gibi; mükemmel, zayıf, fit, güzel, asla ev işi yapmayan, başarılı iş kadını ama çalıştığını hiç görmediğimiz gerçekle örtüşmeyen hayali karakterlerden değil. Kiloları, hataları, hayalleri, dilekleri, dertleri, istekleri, işi, kıyafetleri, ağda sorunu, depresyonları vb. her şeyi ile sıradan bir kadının hayatını yansıtıyor.

Her kadın gibi aşk istiyor. İlgi gösterendense ilgisiz olan daha cazip geliyor:)

Her kadın gibi periyodik olarak diyete başlayıp ilk çikolata krizinde bozuyor.

30 yaş sendromunu dibine kadar yaşayıp aile baskısına maruz kalıyor.

Aşkın yanında biraz da kariyer yapmak istiyor. Ama aşk hayatındaki çalkantılardan kariyeri de nasibini alıyor arada:)

Yalnızlık korkuları, histerik bunalımları ile tam anlamıyla bir kadın dünyasını yansıtıyor!

Çoğu zaman birbirimize dürüst olamasak ta her kadının benzer olduğunu gösterdi bize Bridget Jones.

Haa birde  Rénee Zellweger’ın aksine, 15 yıldır Marc Darcy’i canlandıran Colin Firth’un hiiiç

değişmediğini gördük. Filmin en büyük mesajı bu olmalı bana göre!!! Demek ki ne yaparsak yapalım erkeklerden daha çabuk çöküyoruz… O yüzden kadınsal sorunları kafaya takıp kendimizi çok yıpratmayalım:)

 

posted under Genel | No Comments »

Gözden Çıkardığını Elden Çıkar

Eylül1

Son zamanlarda kendim için yaptığım en güzel şey bu…

Atalarımz ne demiş; Her şeyin azı karar, çoğu zarar!

 Yiyeceğinde, eşyanın da, hatta paranın bile azı karar, çoğu zarar:)

Bu minimalist akım bende evlilik hazırlığı sürecince başladı. Aslında tam olarak minimalizm denemez farkındalık demek daha doğru olacak. Bağlantıları ters bir insan olduğumdan, her genç kızın rüyası olan süreç bana işkence gibi geldi. Bu sürecin zorluğundan değil bizim halk olarak bu süreci abartmamızdan kabusa çeviriyoruz. İki ay içinde evleneceğimi duyan herkes nasıl yetişeceksin dedi:) Alışverişleri abartmadığın takdirde bir hafta içinde bile evlenilebileceğini gördük. Hiçbir alışverişim bir saati geçmedi, çünkü her şeyi ihtiyaç ve kullanışlılık doğrultusunda aldım.

İtiraf etmek gerekirse bu durum bilinçli olarak yaptığım bir şey değildi. Evlilik hazırlığı sürecinin abartıldığını görünce hayatımızda rutin olarak yaptığımız gereksiz/ fuzuli şeylerle ne kadar çok zaman/yer ve para kaybettiğimizin farkına vardım.

İki kişi yaşayacağım evde 128 parça yemek takımına ihtiyaç yok mantıken. Hesaplarıma göre bulaşık makinasının alacağı sayıda tabak ve bardak yeterliydi… Gayet de yetiyor:) Yapabildiğim üç çeşit yemek varken on tane tencere- tava seti almak çok saçma olurdu.

Gelinlik işi yirmi dakikada halloldu. Kot mu bu yıllarca giyilecek 3-4 saat için günlerce gezemezdim.

Halısız evin temizliği çok daha kolay oluyor tavsiye ederim:)

Son bir yıldır giymediğim tüm kıyafetlerimi (en severek aldıklarımı dahil) verdim. Benim dolapta bir gün giyersem diye beklettiğimi, ihtiyacı olan ya da beğenen biri giyse ne güzel olur…

Sıklıkla giydiğim belli başlı renkler varmış, diğer renklileri aldıktan sonra pişman olmuşum.

Bu arada geri dönüşüme daha duyarlı oldum. Çöplerimi kategorilerine göre ayrıştırıyorum. Evime yakın geri dönüşüm atığı olmadığı için haftada bir gün biriktirdiklerimi en yakın geri dönüşüme götürüyorum. Bu sayede çöplerimiz çok azaldı, geri dönüşümü olan şeyleri atıyormuşuz meğer çoğunlukla:(

Plastiği hayatımdan mümkün olduğunca uzak tutmaya çalışıyorum. Plastik yerine camı tercih ediyorum.

Alışverişe giderken bez çantamı yanımda götürüyorum, mümkün oldukça poşet kullanmamaya özen gösteriyorum.

Az insan öz insan!!!

Sıklıkla kullanmadığım applicationları bile sildim:)

Velhasıl kelam; Ben sadeleşirken etrafımın daha nitelikli olduğunun farkına vardım ve bunu hayatımın her alanında yapmaya çalışıyorum.

Birde bayanlar klasmanında atasporumuz olan dedikodu ağız çöpü gibi bir şey, pis suyu kalbe akıp kirletiyor kalbimizi…

Birazcık minimalizm, azıcık ruh detoksu insana iyi geliyor.

 

posted under Genel | No Comments »

Takvim

Eylül 2016
P S Ç P C C P
« Ağu   Eki »
 1234
567891011
12131415161718
19202122232425
2627282930  
My Great Web page
HTML hit counter - Quick-counter.net